Dilin Boğaza Kaçması Neden Olur?

Dilin Boğaza Kaçması Neden Olur?

Dilin boğaza kaçması genel anlamda çok önemli bir sağlık problemi olup, ölümle sonuçlanabilen son derece ciddi bir rahatsızlıktır. Dilin normal durumlarda ya da günlük yaşantı içerisinde durduk yere boğaza kaçması, tıbbın olanak verdiği bir durum değildir. Özellikle futbol, basketbol ve dövüş sporları içerisinde sıkça karşılaşılabilen bu durum, kısa süre içerisinde müdahale edilmezse, yetersiz oksijenden dolayı beyinde kalıcı hasara ve daha da kötüsü ölüme neden olabilir.

Dil Boğaza Neden Kaçar?

Herhangi bir darbeye maruz kalındığında, çene ve boğazdaki kasların gevşemesi sonucu, dilin istem dışı olarak geriye gitmesi, darbe sonucu oluşan bir dil kaçmasıdır. Diğer bir neden ise, bayılma anında geriye düşen hasta’nın dilinin boğaz ve solunum yolunun girişine doğru kayması, dilin kasılma gücünü kaybetmesine ve sonuç olarak da dilin boğaza kaçmasına neden olabilmektedir. Onun dışında alerjik bir reaksiyon olan dilde oluşan ödem(şişme), dilin boğaza kaçmasına neden olan diğer bir üçüncü nedendir.

Dil Boğaza Kaçarsa Ne Yapılmalı?

Dilin boğaza kaçmasında öncelikle kişi sırt üstü yatırılmalıdır. Sonrasında başın arka bölümü bükülür ve boyundan tutulup tüm baş bölümü yukarıya doğru kaldırılır. Bu işlem boyunda herhangi bir kırık belirtileri varsa, kesinlikle yapılmaması önerilir. Başı bükük tutarak, çenenin yukarıya doğru kaldırılması gerekir. Yine bu işlemde benzer biçimde boyunda bir kırıklık belirtisi varsa, kesinlikle uzak durulmalıdır. Eğer ki bu iki durumda hastanın boynunun kırık olduğuna dair bir belirti varsa, yapılacak işlem sadece, hasta sırtüstü yatarken baş doğal halde bırakılır ve sadece çene öne doğru çekilir.

Boyun da herhangi bir kırıklık belirtisi yok ise, başın arka tarafa bükülüp çenenin öne doğru çıkarılmasına ek olarak, hastanın alt dudağı aşağıya doğru itilmelidir. İşte gerçekleştirilen bu üç işleme, ’’Üçlü hava yolu manevrası’’ adı verilmektedir. Adından da anlaşılacağı üzere, solunum problemi yaşayan bu tür hastalarda uygulanır.

Eğer oksijen alışverişi gerçekleşmezse, iki dakika içerisinde hasta da bir şuur kaybı olur. Beyin hücreleri oksijensizliğe üç dakika dayanabilir. Bu durumda eğer şuur kaybedilmişse, hastanın beyin hücrelerinin ölmesiyle sonuçlanacak olan, kalıcı bir beyin hasarı riski vardır demektir. Bu risk göz önünde bulundurularak, müdahalede de ona göre bir tavır sergilenmelidir. En kötü olasılığı düşünecek olursak, hastanın 5-10 dakika süre içerisinde oksijensiz kalması kalp durmasına neden olabilir.

Bu nedenledir ki, yerde baygın olarak duran hastanın dili kontrol edilmeli ve geriye doğru dilin boğaza kaçması tespit edilmişse, anında kalem ya da kalem benzeri bir malzemeyle, ya da hiçbiri yoksa el ağza sokularak dil geri çekilmelidir. Herhangi bir uzman gelene veya herhangi bir uzmana götürülene kadar, ağız açık duracak biçimde olmalı ve dil de dışarıda tutulmalıdır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?